Sit Alanı Nedir. ?

Sit Alanı Nedir. ?

Sit alanı, tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlardır.

Arkeolojik sit alanı

İnsanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygurlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlardır. 

I. Derece arkeolojik sit

Korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. 

II. Derece arkeolojik sit

Korunması gereken, ancak koruma ve kullanma koşulları koruma kurulları tarafından belirlenecek, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanlarıdır. 

III. Derece arkeolojik sit

Koruma - kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır. 
Doğal (Tabii) sit alanı

Jeolojik

 devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli yer üstünde, yer altında veya su altında bulunan korunması gerekli alanlardır. 

I. Derece Doğal (Tabii) Sit

Bilimsel muhafaza açısından evrensel değeri olan, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.... 

II. Derece Doğal (Tabii) Sit

Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi yanında kamu yararı gözönüne alınarak kullanıma açılabilecek alanlardır. 

III. Derece Doğal (Tabii) Sit

Doğal yapının korunması ve geliştirilmesi yolunda, yörenin potansiyeli ve kullanım özelliği de gözönünde tutularak konut kullanımına da açılabilecek alanlardır. 


Kentsel sit alanı


Kentsel ve yöresel nitelikleri, mimari ve sanat tarihi açısından gösterdikleri fiziksel özellikleri ve bu özellikleri ile oluşan çevrenin dönemin sosyo ekonomik, sosyo kültürel yapılanmasına, yaşam biçimini yansıtarak bir arada bulunduran ve bu açılardan doku bütünlüğü gösteren alanlardır.

 Tarihi sit alanı

Milli tarih ve askeri harp tarihi açısından önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve doğal yapısıyla birlikte korunması gerekli alanlardır. 

SİT ALANI KAVRAMI

Sit alanı kavramı, hem ulusal hukuk metinlerinde hem de uluslar arası sözleşmelerde yer alan bir kavramdır. Sit alanı kavramı, kavramsal boyutunun yanında sit alanlarının niteliklerine göre sınıflandırılmasını da içerir.

A-Genel Olarak Sit Kavramı

Birden çok kültür ya da tabiat varlığının alan ölçeğinde korunması gerekliliği sit kavramı olarak tanımlanmıştır. Sit alanı kavramı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda; “tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar” olarak tanımlanmıştır(m.3/a/3).

Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesinde sit ler; “tarihsel, estetik, etnolojik veya antropolojik bakımlardan istisnai evrensel değeri olan insan ürünü eserler veya doğa ve insanın ortak eserleri ve arkeolojik sit leri kapsayan alanlar” olarak tanımlanmıştır(m.1).

B-Sit Alanlarının Sınıflandırılması

Sit alanı ilan edilmek suretiyle alan ölçeğinde bütüncül koruma altına alınan kültür ve tabiat değerleri topluluğunun niteliklerine göre, farklı bir sit sınıflandırılması yapılması bir zorunluluk olarak karşımıza çıkar. Farklı niteliklerde taşınmaz kültür ve tabiat varlığı barındıran sit alanlarında aynı koruma ve kullanma tedbirlerinin uygulanması sit alanı ilan kararının amacıyla bağdaşmayacaktır. Bu gereklilik doğrultusunda sit alanları doğal sit, arkeolojik sit, kentsel sit, tarihi sit ve kentsel arkeolojik sit alanı olarak sınıflandırılır.

1.Doğal Sit Alanı

Doğal sit, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 728 Sayılı İlke Kararında yer alan tanımlamaya göre; “jeolojik devirlerle, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait olup, ender bulunmaları veya özellikleri ve güzellikleri bakımından korunması gerekli, yer altında, yer üstünde ya da su altında bulunan korunması gerekli alanlardır”. İlke kararında yer alan tanımlamada ortaya konulduğu üzere, doğal sit alanı ilan edilen bölgelerde korunmak istenen değerler, insan elinin ve emeğinin ürünü olmayan, özellikleri ve güzellikleri gereği korunması gerekli görülen doğal oluşumlar olarak karşımıza çıkar. Doğal sit alanı ilan edilmekle tabii olarak, insan etkisi bulunmadan şekillenmiş bulunan, sıkça rastlanmayan, kendine has özellikler taşıyan taşınmaz tabiat değerleri koruma altına alınmaktadır.

2.Arkeolojik Sit Alanı

Arkeolojik sit alanı Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelikte arkeolojik sit alanı, “antik bir yerleşmenin veya eski bir medeniyetin kalıntılarının bulunduğu yer veya su altında varlığı bilinen ya da açığa çıkarılan korunması gereken alanlar” olarak tanımlanmıştır(m.3-b).

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu arkeolojik sit alanlarının korunması ilkelerini ve kullanma ilkelerini belirlediği 658 Sayılı İlke Kararında arkeolojik sit alanını; “insanlığın varoluşundan günümüze kadar ulaşan eski uygarlıkların yer altında, yer üstünde ve su altındaki ürünlerini, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini yansıtan her türlü kültür varlığının yer aldığı yerleşmeler ve alanlar” olarak tanımlamıştır.

Arkeolojik sit alanı ilan edilmesini gerektiren taşınmaz kültür varlıkları, insan elinin ve emeğinin sonucu olan, eski yerleşmelerden ve medeniyetlerden kalan çoğunlukla yer altında ya da su altında bulunan varlık grupları koruma altına alınmış olmaktadır.

3.Kentsel Sit Alanı

Kentsel sit alanı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelikte; “mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar) birlikte bulundukları alanlar” olarak tanımlanmıştır(m.3-b).

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 720 Sayılı İlke Kararında ise kentsel sit alanı; “mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar) birlikte bulundukları alanlar” olarak tanımlanmıştır. Kentsel sit alanı tanımlaması, Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesinde yer alan yapı gruplarının korunması hükmünü kentsel sit alanı olarak kabul etmiştir.

4.Tarihi Sit Alanı

Tarihi sit kavramı, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelikte, “önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve bu nedenle de korunması gereken yerler” olarak tanımlanmıştır(m.3-b). Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 421 Sayılı İlke Kararında tarihi sit alanları, bu alanların korunmasına yönelik tedbirler ve bu alanların kullanılmasına ilişkin koşullar düzenlenmiştir. İlke kararında tarihi sit; “milli tarihimiz ve askeri harp tarihi açısından önemli tarihi olayların cereyan ettiği ve doğal yapısıyla birlikte korunması gereken alan” olarak tanımlanmıştır.

Tarihi sit alanı ilan edilen bölgeler, tarihi olayların yaşandığı alanlardır ve doğal yapısıyla birlikte korunması gerekir. Tarihi sit alanı ilan kararıyla birlikte, tarihi olayların yaşanmış olduğu alanlar, anı değerinden dolayı, tabii değeriyle birlikte koruma altına alınmış olmaktadır.

5.Kentsel Arkeolojik Sit Alanı

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 702 Sayılı İlke Kararında kentsel arkeolojik sit alanı; “2863 sayılı Kanun kapsamına giren arkeolojik sit alanları ile birlikte korunması gerekli kentsel dokuları içeren ve bu özellikleri ile bütünlük arz eden korumaya yönelik özel planlama gerektiren alanlar kentsel arkeolojik sit alanları” olarak tanımlanmıştır.

Mevzuatta var olan kentsel arkeolojik sit alanı statüsü, karma sit alanlarının ihtiyaç duyacağı statüleri tanımlamaktan uzaktır. Koruma altına alınan alanlarda var olan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının niteliklerine göre, ikili, üçlü hatta dörtlü farklı sit özelliği gösteren alanların ihtiyaç duyacağı koruma ve kullanma koşullarını belirleyen yeni tanımlamalara ihtiyaç vardır.

II- SİT ALANI İLANI KARARININ UNSURLARI

Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik olarak gerçekleştirilen faaliyetler sırasında, nitelikleri tespit edilen ve tescil edilmek suretiyle koruma altına alınması gereken varlıkların niteliği, miktarı ve bir birleriyle olan ilişkilileri alan ölçeğinde bir koruma çalışması yürütülmesini gerektiriyorsa, idare bahse konu alanı sit alanı olarak kayıt altına alır. Sit alanı olarak ilan etme işlemi, karara konu alanda bulunan taşınmazların statüsünü değiştiren bir etkiye sahip olduğundan ve bu değişiklik esas olarak kısıtlama sonucu doğurduğundan, alınan kararın hukuka uygunluğunun sağlanması hukuk devleti bakımından zorunluluktur. Sit alanı ilan kararının hukuka uygun alınmasını sağlayacak ilke ve kuralların kanun koyucu tarafından ortaya konulmuş olması, Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin Anayasada yer alan gerekçeler doğrultusunda ve ancak kanunla sınırlanabileceği kuralı gereği zorunludur. Kanun koyucu sit alanı ilan kararında yetkili idareyi, hangi durumlarda sit alanı ilan edileceğini, kararın konusunu, karar alma sürecinde geçerli kuralları ve karara karşı itiraz yolunu ile kararın amacının ne olduğunu düzenlemiş bulunmaktadır.

A-Sit Alanı İlanında Yetkili İdare

Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması faaliyetlerinde alan ölçeğinde koruma gerekliliğini dikkate alan yaklaşım sit alanı olarak belli bir alanın korunması sonucunu doğurmuştur. Sit alanı olarak alan ölçeğinde koruma çalışmaları yürütülmesi, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik bir uygulama tedbiridir.

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda yer alan düzenlemede, sit alanı ilan edilmek suretiyle gerçekleştirilen korumalar, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tespiti ve tescili yoluyla gerçekleştirilecek koruma çalışmaları içerisinde düzenlenmiştir(m. 57/I). Kanun koyucu, sit alanı ilan kararında yetkili idare olarak Kültür ve Turizm Bakanlığını belirlemiştir. Ancak, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması konusunda uygulama sürecinin belirlenmesi, kontrol edilmesi ve yönlendirilmesi konusunda özerk yapılı idari birimler kurulması bir gereklilik olarak görülmüştür. Bu yaklaşım doğrultusunda, koruma uygulamaları, Bakanlık hiyerarşisi içerisinde yer alan görevliler tarafından gerçekleştirilen hazırlık işlemleri, denetim ve inceleme, büro ve idari işler başlığı altında yürütülen faaliyetler ve özerk yapılı birimler tarafında uygulamaya esas kararların alınması şeklinde iki başlık altında şekillendirilmiştir.

Kanunda yer alan yaklaşım doğrultusunda, hazırlık süreci, alan araştırması ve tespitler, Bakanlık personeli tarafından gerçekleştirildikten sonra, sit alanı ilanı yönünde karar alma yetkisi Koruma Bölge Kurullarına tanınmıştır. Bir başka ifadeyle, sit alanı ilanı kararının hazırlık ve idari işlemleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı merkez teşkilatına bağlı taşra birimleri olarak şekillendirilmiş bulunan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü personeli tarafından gerçekleştirilirken, sit alanı ilan edilmesi yönünde idare adına irade açıklama yetkisi, Bakanlık bünyesinde yapılandırılmış bulunan uzman ve özerk Koruma Bölge Kurullarına tanınmıştır. Bir alana ilişkin sit kararı verilip verilmeyeceğine Koruma Bölge Kurulu karar verecektir. Ancak, sit alanı ilan edilmesine yönelik bir gündem, Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilecek bilimsel, teknik ve idari çalışmalara bağlı olarak ortaya çıkabilecektir. Koruma Bölge Kurulu ve Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünün işleyişinde, Kurul tarafından iletilen araştırma, araştırmayı genişletme veya farklı yönlerde sürdürme gibi taleplerin, Müdürlük tarafından dikkate alınması gerektiği açıktır. Diğer bir ifadeyle, Koruma Bölge Kurulu, sit alanı ilan kararına altlık oluşturan çalışmalara katılmak, süreci yönlendirmek ya da sürecin aktif bir parçası olmak isterse, bu talebin Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından dikkate alınması gerekir.

Açıklandığı üzere, bir bölgede, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması çalışmalarının alan ölçeğinde sürdürülmesi gerekliliği ortaya çıkarsa, o ana kadar yapılan araştırma ve tespit çalışmaları ve ilave çalışmalar Kültür ve Turizm Bakanlığı merkez teşkilatına doğrudan bağlı bulunan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü personeli tarafından gerçekleştirilir. Hazırlanan dosya karara bağlanmak üzere, Bakanlık bünyesinde bulunan ancak, özerk statüde bulunan uzmanlardan oluşmuş Koruma Bölge Kurulu gündemine alınır. Koruma Bölge Kurulu yaptığı değerlendirmeler sonucunda, dosya içeriğine göre, doğrudan sit alanı ilanına karar verebileceği gibi, araştırmaların genişletilmesini de talep edebilir ve konuyu yeniden değerlendirme yoluna gidebilir. Sunulan dosya içeriğine göre, Koruma Bölge Kurulunun doğrudan talebi reddetmesi ve koruma çalışmalarının birel olarak sürdürülmesine karar vermesi de mümkündür.

B-Sit Alanı İlanının Neden Unsuru

Sit alanı ilan edilmesi yönündeki idari işlemin neden unsuru, kültür ve tabiat varlığı niteliğini haiz taşınmazların korunması gerekliliğidir. 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 1. maddesinde düzenlemenin amacı, korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tanımları ile niteliklerini belirlemek ve yapılacak işlemleri ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda ilke ve uygulama kararlarını almakla görevlendirilmiş bulunan idarelerinin kuruluş ve görevlerini tespit etmek olarak ifade edilmiştir. Kanunda yer alan bu amaç, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik olarak alınacak idari kararların neden unsurunun ne olduğunu ortaya koymaktadır. Kanunun amaç tanımı içerisinde yer alan kültür ve tabiat varlıklarının tanımı ve niteliğinin belirlenmesi gerekliliği, taşıdıkları özellikleri nedeniyle koruma altına alınması gereken kültür ve tabiat varlığı taşınmazların tescil edilmesini koruma çalışmalarının başarısı bakımından bir zorunluluk haline getirmektedir.

Kültür ve tabiat varlığı niteliği bulunan bir taşınmaz tespit edildiğinde, idarenin bu durumu bir irade açıklamasıyla tescil etmesi gerekir. Tespit edilen taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tescil edilmesi gerekliliği, tescil işleminin nedenini oluşturmaktadır. Bir arada bulunan, kültür ve tabiat varlığı taşınmazların korunmasında bütüncül bir yaklaşım gereği ortaya çıktığında, alan ölçeğinde koruma gerçekleştirilebilmesi için, sit alanı olarak ilan kararı alınması, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilme gerekliliğinin bir yansımasıdır.

Alan ölçeğinde korunmanın bir gereklilik olduğu durumlarda, ilgili idareler, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının tescil edilmesine paralel olarak, sit alanı ilanı yönünde bir irade açıklamasında bulunurlar. Sit alanı ilanı kararının neden unsuru, alan ölçeğinde, bütüncül olarak taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması gerekliliğidir.

C-Sit Alanı İlanında Usul

Sit alanı ilanı kararında uyulması gereken özel bir usul kuralı düzenlenmemiştir. Buna karşılık, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması konusunda getirilmiş bulunan görev paylaşımı doğrultusunda, sit alanı ilan edilecek bölgenin gerçekten Kanunda yer alan sit tanımına uygun olup olmadığına ilişkin araştırma ve tespitlerin yapılması ve bu tespitlerde elde edilen veriler doğrultusunda, ilke kararları ve Tespit ve Tescil Yönetmeliğinde ortaya konulan tanımlar doğrultusunda hangi tür sit alanı olabileceğine ilişkin görüş ve önerilerin hazırlanması, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde yer alan Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü personelinin sorumluluğudur.

Sit alanı ilan kararına altlık oluşturan araştırma, inceleme, tespit ve öneriler Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü personeli tarafından hazırlandıktan sonra, konu Müdürlükçe Koruma Bölge Kurulu gündemine alınır. Koruma Bölge Kurulu, sunulan dosya üzerinde yaptığı değerlendirme sonucunda, sit alanı ilan edilmesi, sit alanı ilan edilmesine gerek görülmemesi ya da araştırmaların genişletilmesi yönünde bir karar alabilir.

Sit alanı ilan edilmesi yönünde alınan kararlar, sit alanı ilan edilen bölgenin hukuki niteliğini tamamen değiştirdiğinden ve imar yetkilerinin kullanılmasını, Koruma Bölge Kurulunun uygun görmesi koşuluna bağladığından, bu karara karşı idari itiraz yolu öngörülmüştür. Sit alanı ilan edilmesi kararına karşı ilgili idareler, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kuruluna, altmış gün içerisinde itiraz edebilme imkânına sahiptir(KTVKK m.61). Sit alanı ilan kararına karşı itiraz edebilecek idareler, sit alanı ilan edilen yerde planlama yetkisine sahip idarelerle valiliklerdir. Sit alanı ilan edilen alanda planlama yetkisine sahip idareler, İmar Mevzuatında yer alan planlama yetkisine sahip belediyeler ve valiliklere ek olarak, özel kanunlarda imar yetkisi tanınmış idareler de olabilir. İtiraz yoluna başvurulabilmesi için, planlama yetkisine sahip idarelerin bu yetkilerinin sit alanı ilan edilen bölgeye ilişkin olması şarttır. Sit alanı ilan edilen bölgeye ilişkin imar yetkisi bulunmayan bir idarenin sit alanı ilan kararına itiraz edebilmesi mümkün değildir. Kanunda açıklık bulunmamakla birlikte, sit alanı ilan kararına karşı Koruma Yüksek Kuruluna yapılacak itirazlarda valiliklerin durumlarının daha farklı olduğunun ve il sınırları içerisinde alınan sit alanı ilan kararına karşı itiraz yoluna, alana ilişkin doğrudan planlama yetkileri bulunmasa dahi, gidebileceğinin kabulü gerekir.

D-Sit Alanı İlanının Konusu

Sit alanı ilan kararı, sınırları belirlenen bir alanda, imar uygulamalarının imar mevzuatından çıkarılarak, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatına alınması sonucunu doğurmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığının merkeze bağlı taşra teşkilatı tarafından gerçekleştirilen araştırma ve inceleme faaliyetleri sonucunda elde edilen bulguların gerektirmesi durumunda, yetkili Koruma Bölge Kurulu tarafından sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, alanda öncelikle koruma gerekliliği dikkate alınarak koruma uygulaması ve ikincil olarak da imar uygulamaları yapılacaktır. Sit alanı ilan kararının konusu, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı barındıran, bu varlıkların belli bir yoğunluğa sahip olması nedeniyle koruma çalışmalarının alan ölçeğinde yapılması zorunluluğu bulunan sınırları belirlenmiş bir alanın, uygulama ilkelerinin ve önceliklerinin değiştirilmesidir.

Sit alanı ilan kararı, sınırları belirlenmiş alanda bulunan kültür ve tabiat varlığı niteliğine sahip olan ya da olmayan taşınmazların bir bütün olarak, özel bir statüye alınması sonucunu doğurur. Sit alanı ilan kararının konusu, sınırları belirlenen alanın taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını koruma mevzuatına tabi hale getirilmesidir.

E-Sit Alanı İlanında Amaç

Sit alanı ilan kararında amaç, diğer idari işlemlerde de olduğu gibi, kamu yararının sağlanmasıdır. Sit alanı ilan kararının amacı kamu yararı olmakla birlikte, bu amacın ne şekilde gerçekleştirileceği kanun koyucu tarafından belirlenmiş olduğundan özel nitelikli kamu yararı tanımlaması söz konusudur. Bir başka ifadeyle, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması suretiyle kamu yararının gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Sit alanı ilan edilmesi kararı, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması amacı içerisinde, daha özel nitelikli bir koruma amacı olan, alan ölçeğinde korunmayı sağlayarak kamu yararını gerçekleştirme amacını taşır. Daha açık bir ifadeyle, sit alanı ilan kararının amacı, sınırları belirlenmiş bir alanda bulunan ve bir arada korunmasında kamunun yararı bakımından zorunluluk bulunan kültür ve tabiat varlığı taşınmazları bir bütün olarak ve diğer taşınmazlarla birlikte, alan ölçeğinde korunmasının sağlanmasıdır. Sit alanı ilan kararı, alan ölçeğinde koruma gerçekleştirmek suretiyle kamu yararının gerçekleştirilmesini amaç edindiğinden, bu amacın sınırlarının aşılması ya da başka bir amaç güdülmesi, sit alanı ilan kararını hukuka aykırı hale getirecektir.

III- SİT ALANI İLANI KARARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Sit alanı ilan kararı, belli sınırlar içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlığı topluluğunun korunabilmesini sağlamaya yönelik olarak özel bir hukuki statü oluşturulması anlamına gelmektedir. Sit alanı ilan edilen arazi parçasında gerçekleştirilecek imar uygulamaları, yeni statüye bağlı olarak, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine tabi olacaktır. Sit alanı ilanı kararıyla birlikte, yeni mevzuat hükümleri doğrultusunda, kültür ve tabiat varlığı niteliğine sahip taşınmazlarla birlikte, alanda gerçekleştirilecek bütün imar uygulamaları da yeni statüye tabi olacaktır.

Sit alanı ilan kararı, birel nitelikli bir karar olarak karşımıza çıkar. Sınırları belirlenmiş bir alanın, sit alanı olarak ilan edilmesine yönelik bir irade açıklamasıdır. Ortaya konulan iradeyle birlikte, sınırları belirlenmiş bulunan alan, özel bir statüye kavuşur. Belirlenen statü kapsamına alınan alanda birden çok taşınmaz yer alır. Sit alanı kararıyla birlikte koruma altına alınan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının sayısı, sit alanı ilan kararına genel düzenleyici işlem niteliği kazandırmaz. Sit alanı ilan edilmesi işlemi, alanda bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının birel olarak tespit edilmesi ve tescil altına alınması gereğini ortadan kaldırmaz. Sit alanı ilan kararıyla birlikte, alanda bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına yönelik çalışmaların bütünlük içerisinde yürütülmesini zorunlu kılan bir statü getirilmektedir.

Sit alanı ilan kararı, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmiş varlıkların tescil kararını ve hukuki statülerini ortadan kaldırmadığı gibi, birel korunma gerekliliğini de etkilemeyecektir. Bu durumda, sit alanı olarak ilan edilme kararı, sınırları belirlenmiş alanda bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bütünlük içerisinde korunmasını sağlamaya yönelik olarak alınan birel bir karardır. Birel nitelikli bu karar, sit alanı ilan edilen arazi parçasının hukuki statüsünü değiştiren bir idari işlemdir. Sınırları belirlenmiş bir alanın hukuki statüsünü, daha önceden belirlenmiş bir hukuki statüye alan sit alanı ilan kararı, birel koşul bir işlemdir. İşlemin birel nitelikli kabul edilmesinin gerekçesi, alanda bulunan tescil niteliği taşıyan, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının statüsüne etki etmemesi, sit alanında yapılacak imar uygulamalarının koruma mevzuatına göre gerçekleştirilmesini sağlayacak idari düzenlemeler yapılmasını gerektirmesidir.

Sit alanı ilan kararı sonucunda, alanda gerçekleştirilecek imar uygulamaları, öncelikle geçiş dönemi yapılaşma koşullarına daha sonra da koruma amaçlı imar planı hükümlerine göre gerçekleştirilecektir. Sit alanı ilan kararıyla birlikte getirilen, imar uygulamalarını şekillendiren koruma amaçlı idari düzenlemeler, yeni yapılaşmalar ve düzenlemelere ilişkindir. Kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmiş taşınmazların korunmasına, korumaya ilişkin mevzuatta var olan hükümler çerçevesinde devam edilecektir.  Bütün bu gerekçeler, sit alanı ilan kararının hukuki niteliğinin birel koşul işlem olduğunu ortaya koymaktadır.

IV-SİT ALANI İLANI KARARININ SONUÇLARI

Sit alanı ilan kararı, sınırları belirlenen alanda bulunan kültür ve tabiat varlığı olan ya da olmayan bütün taşınmazların hukuki niteliğini değiştiren bir karardır. Bu kararın sonucunda alanda bulunan taşınmazların hukuki statüsünün değişmesi, farklı şekillerde ortaya çıkar. Sit alanı ilan kararıyla birlikte bir yandan alanda yetkili idarelerin sahip olduğu yetkilerin sınırları ve kullanım şekli değişirken diğer yandan alana mülkiyeti bulunan maliklerin hak ve yükümlülüklerinde değişiklikler meydana gelir. Sit alanda mülkiyet hakkı bulunan kişilere bir yandan muafiyet ve istisnalar getirilirken, diğer yandan mülkiyet hakkı üzerinde bazı kısıtlamalar ortaya çıkar.

A-Mevcut Planlar ve İmar Durumu Üzerinde Etkileri

Sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, alanın hukuki statüsü değişmiş olduğundan, imar planlarının ve imar durumunun yeni statüye göre değerlendirilmesi gerektiği tartışmasızdır. Ortaya çıkan yeni durum esas alınarak, eski planların yeniden değerlendirilmesi ve imar uygulamalarının gözden geçirilmesi gerekir.

1.Plan Uygulamalarının Durması

Sit alanı ilan kararı, alan ölçeğinde yeni bir uygulama önceliği getirmesinden dolayı, eski statüye göre hazırlanmış bulunan her ölçekteki plan uygulamasının durduran bir etkiye sahiptir(KTVKK m.17/a). Her ölçekteki plan uygulamasının durması ifadesi, alanı ilgilendiren her türde planın yeni duruma uydurulması gerekliliğini ifade etmektedir. Hükmün devamında yer alan açıklamalardan, her ölçekteki plan ifadesinin çevre düzeni planı ve imar planlarını kapsayacak şekilde anlaşılması gerektiği ortaya konulmaktadır(m.17/a-I). Kanun koyucu, plan uygulamasının durması ifadesini kullanmakla, yeni duruma göre plan konusunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. İlgili idareler, sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, çevre düzeni planı, imar planları ve imar planları doğrultusunda verilmiş olan inşaat ruhsatlarını yeniden ele almak durumunda kalacaklardır.

2.Çevre Düzeni Planının Gözden Geçirilmesi

Çevre düzeni planı, üst ölçekli bir plandır. İmar plan çalışmalarında çevre düzeni planı hükümleri doğrultusunda plan kararlarının oluşturulması, plan hiyerarşisi bakımından zorunluluktur. Sit alanı ilan edilen bölgelere ait çevre düzeni planları, daha sonra hazırlanacak koruma amaçlı imar planları bakımından da üst ölçekli plan olarak hüküm ifade edecektir.

Kanun koyucu, sit alanı ilan edilen bölgelere ilişkin varsa, mevcut 1/25000 ölçekli çevre düzeni plan kararlarının ve notlarının bu karar doğrultusunda gözden geçirilmesi ve ilgili idarelerce onaylanması gerektiğini ifade etmektedir(KTVKK m.17/a-I). Kanun koyucunun iradesi, sit alanı ilan edilen alanlarının korunmasında çevre düzeni planı hükümlerinin ve notlarının da sit statüsüne uygun hale getirilmesi yönündedir. Mevcut çevre düzeni planının gözden geçirilmesi kapsamında, plan hükümlerinin ve notlarının gözden geçirilmesi yetkisi, sit statüsü bakımından Koruma Bölge Kurulu tarafından yapılacak değerlendirme ve çevre düzeni planı konusunda yetkili idarelerce onaylanma şeklinde gerçekleşecektir. Kanunda çevre düzeni plan ölçeğinin 1/25000 olarak verilmesi, çevre düzeni planı konusunda İl Özel İdaresinde yer alan yetki ve ölçeklendirmeye ilişkin düzenleme öncesinde, çevre düzeni plan ölçeğinin 1/25000 ölçeğiyle sınırlı olmasından kaynaklanan bir düzenlemedir. Diğer bir ifadeyle, günümüzde farklı ölçeklerde karşımıza çıkan her türlü çevre düzeni planının kapsama alanında bulunan sit alanı ilan kararlarında, ölçeği ne olursa olsun, çevre düzeni plan hükümlerinin ve notlarının gözden geçirilmesi gerekir.

Kanunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte, sit alanı ilan edilen bölgeye ilişkin çevre düzeni planı yoksa yeni yapılacak çevre düzeni planlarında da benzer şekilde hareket edilmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, çevre düzeni planlarının yapılması sürecinde, planlama alanlarında bulunan sit alanlarıyla ilgili olarak, plan hükümlerinin ve plan notlarının koruma mevzuatına uygunluk bakımından koruma bölge kurulu tarafından planın değerlendirilmesi gerekir. Koruma bölge kurulu tarafından uygun görüş verilmeyen ya da koruma bölge kuruluna sunulmayan çevre düzeni planlarının hukuka aykırılığı tartışmasız olacaktır.

3.İmar Planlarının Yürürlükten Kalkması ve Yeni Plan Yapılması Gerekliliği

Sit alanı ilan edilen bölgeye ilişkin mevcut imar planlarının uygulamasının durması gerekliliği Kanun hükmüdür(KTVKK m.17/a-I). Sit alanı ilan edilen yerlere ilişkin imar planlarının uygulamasının durması ifadesi, aslında imar planlarının hükümsüz hale gelmesi anlamına gelmektedir. Zira Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin a bendinin II. fıkrasında yer alan düzenlemede, sit alanı ilan edilen yerlerde koruma amaçlı imar planı yapılana kadar geçiş dönemi yapılaşma koşullarının koruma bölge kurulları tarafından ilan edileceği hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme, sit alanı ilan edilen bölgelere ilişkin mevcut imar planlarının hükümsüz hale geleceğini ve yeni bir planlama sürecinin başlayacağının açıkça ortaya koymaktadır.

4.Verilmiş Ruhsatların Gözden Geçirilmesi

Bir bölgede sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, alana ilişkin her ölçekteki plan uygulamasının durması ve buna bağlı olarak koruma amaçlı imar planlarının yapılması gerekliliği, eski planlar doğrultusunda verilmiş bulunan inşaat ruhsatlarının gözden geçirilmesini zorunlu kılar. Sit alanı ilan kararı öncesinde verilmiş bulunan inşaat ruhsatlarının gözden geçirilme gerekliliği, imar mevzuatına göre kazanılmış hak oluşturan durumları koruyacak şekilde hareket edilmesine engel oluşturmayacaktır.

Sit alanı ilan edilmiş alanlarda, imar mevzuatına ve mevcut imar planlarına göre sit alanı ilan kararından önce verilmiş bulunan inşaat ruhsatı ve eklerine uygun olarak su basman seviyesine kadar gelmiş bulunan yapılaşma faaliyetlerinin devamına izin verilebilecektir. Su basman seviyesine ulaşmamış bulunan yapılaşmalarda inşaat ruhsatı iptal edilecektir(KTVKK m.17/a-son). Sit alanı ilan edilmeden önce imar mevzuatına göre verilmiş bulunan inşaat ruhsatı ve eklerine uygun olarak su basman seviyesine gelmiş yapılaşma faaliyetlerinin devamına izin verilebilir ifadesi, koruma tedbirlerinin zorunlu kılması durumunda inşaatın devamına izin verilmeyebileceğini ortaya koymaktadır. Sit alanı ilan edilen alanın korunma önceliklerine ve korunacak alanın niteliklerine göre, yapılaşmanın kesinlikle önlenmesi gerekliliği söz konusu ise, inşaat ruhsatının devamına izin verilmeyerek ruhsatın iptali yoluna gidilmesi zorunluluktur. Bu durumda maliklerin haklarının korunmasına yönelik takas tedbirlerinin uygulanması yoluna gidilmelidir.

Sit alanlarında yeni yapılaşma imkanının bulunup bulunmaması, su basman seviyesine gelmiş inşaat ruhsatlarının iptal edilip edilmemesinde temel kriter olarak dikkate alınmak zorundadır. Sit alanı ilan edilen bölgede yeni yapılaşmaya izin verilmiyorsa, inşaat ruhsatlarının su basman seviyesine gelmiş olmasının sonuca bir etkisi olmayacaktır. Yeni yapılaşmaya, hatta yapılaşmaya izin verilip verilmeyeceğinin belirlenmesinde alanın sit statüsünün hangi tür ve derecede olduğu etkili olacaktır. Birinci derece arkeolojik ve birinci derece doğal sit alanlarında kesin yapılaşma yasağı bulunduğundan, bu niteliklere sahip alanlarda, su basman seviyesine gelinmiş olduğundan bahisle inşaatın devamına izin verilmesini isteme olanağı yoktur.

B-Geçiş Dönemi Koruma Esaslarının Belirlenmesi

Sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, üç ay içerisinde ilgili koruma bölge kurulu tarafından geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Sit alanı ilan kararından itibaren iki yıl içerisinde koruma amaçlı imar planları yapılmadığı takdirde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenmesi kararının uygulaması sona erer(KTVKK m.17/a-II). Koruma bölge kurulu, koruma amaçlı imar planlarında yaşanan gecikmenin zorunlu nedenlerden kaynaklandığına karar verirse, geçiş dönemi uygulamasını bir yıl daha uzatabilir(KTVKK m.17/a-III).

Geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları, sit alanlarında gerçekleştirilecek korumanın ve yeni yapılaşmanın temel esaslarının koruma bölge kurulu tarafından belirlenmesi demektir. Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları, kullanma şarları ya da yapılaşma koşulları belirlendikten sonra, kültür varlığı olarak tescili bulunmayan yapılarda, İmar Kanununun 21. maddesi kapsamında, ruhsat gerektirmeyen basit tamirat ve tadilat kapsamında olan, kapalı alan artırmayan, taşıyıcı sisteme ve cephe formuna müdahale oluşturmayan uygulamalar dışında, bütün fiziki ve inşai müdahalelerin koruma bölge kurulu kararıyla yapılması gerekir. Sit alanı ilan edilen alanda bulunan eski eser olmayan yapılara ilişkin İmar Kanununu 21. madde kapsamında yapılacak müdahaleler ise, özgün malzemesi ve yöntemine uygun olarak, koruma uygulama denetleme bürosu bulunan belediyeler tarafından verilecek izinle yapılabilir. Şayet koruma uygulama denetleme bürosu bulunmuyorsa, İmar Kanununu 21. madde kapsamında bulunan tamirat ve tadilat konusunda da koruma bölge kurulu yetkili olacaktır. Bu düzenlemenin aksine hareket eden belediyelerin yöneticileri, 2863 Sayılı Kanunun 65. maddesi kapsamında, ceza kovuşturmasına tabi olacaklardır.

C-Koruma Amaçlı İmar Planı Yapılması

Sit alanı ilan kararıyla birlikte, koruma amacını esas alan yeni bir imar planının yapılması gerekliliği doğar. Sit alanı ilan edilmesiyle birlikte ilgili idareler, 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesinin a bendinde düzenlenmiş bulunan ilkeler doğrultusunda koruma amaçlı imar plan çalışmalarına başlarlar. Koruma amaçlı imar planı çalışmalarında, meslek örgütlerinin, üniversitelerin ilgili bölümlerin, planlama alanında ikamet eden ya da ticari faaliyette bulunanların katılımlarını sağlamak suretiyle, katılımcı bir yaklaşım ortaya koymak zorundadırlar.

Hazırlık çalışmaları tamamlanan imar planları, incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna sunulur. Koruma bölge kurulu kararı doğrultusunda koruma amaçlı imar planı ilgili idare tarafından onaylanır. İlgili idarenin değişiklik talebi bulunması durumunda bu talepler koruma bölge kuruluna iletilir. Koruma bölge kurulunun talebe ilişkin kararı doğrultusunda, imar planlarının altmış gün içerisinde onaylanmaması durumunda, plan kendiliğinden yürürlüğe girer(KTVKK m.17/a).

Kanun koyucu, koruma önceliğini dikkate alarak, sit alanı ilan edilen alanlarda, planlama konusunda esas yetkiyi koruma bölge kuruluna vermiştir. Koruma bölge kurulu tarafından benimsenmeyen bir kararın plana dâhil edilmesi hukuken mümkün değildir. Koruma amaçlı imar planlarının hazırlık çalışmalarının Kanunda yer alan koşullarda ilgili idareler tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Hazırlık süreci tamamlanan planlar incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna sunulur. Koruma bölge kurulu tarafından görüşülen ve son şekli verilerek uygun bulunan planlar onaylanmak üzere ilgili idarelere iletilir. İlgili idarelerin, plan konusunda karar almaya yetkili organları planı onaylar ya da değişiklik talebiyle konuyu koruma bölge kuruluna yeniden gönderir. Koruma bölge kurulu tarafından alınan karar üzerine ilgili idarelerin tek seçeneği planı onaylamaktır. Onaylama altmış gün içerisinde gerçekleşmezse, plan kendiliğinden yürürlüğe girer. Sonuç olarak, sit alanı ilan kararıyla birlikte, koruma amaçlı imar planları yapılması bir zorunluluktur. Bu zorunluluk doğrultusunda, koruma amaçlı imar planlarının karara bağlanmasında esas yetki koruma bölge kurullarına verilmiştir.

D-Mülkiyet Hakkının Kısıtlanması

Sit alanı ilan kararıyla birlikte, sit alanı içerisinde bulunan taşınmazların hukuki statüsünde meydana gelen değişiklikler, mülkiyet hakkının kullanılmasında çeşitli kısıtlamalar doğurur. Mülkiyet hakkı üzerinde kısıtlama yoluna gidilmesi, sit alanı ilan kararının gerekçesini oluşturan, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması gerekliliğinin doğal sonucudur. Sit alanı ilan kararıyla birlikte mülkiyet hakkına getirilen kısıtlamaları, yapılaşma hakkına yönelik olanlar, müdahaleye yönelik olanlar ve kullanım tarzına yönelik olanlar şeklinde üç başlık altında toplamak mümkündür.

1.Yapılaşmanın Yasaklanması ya da Kısıtlanması

Sit alanı ilan kararıyla birlikte, sit alanında bulunan araziler üzerinde yapılaşma hakkının tamamen yasaklanması ya da yapılaşma hakkının azaltılması mümkündür. Kanun koyucu, sit alanı ölçeğinde, taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunmasını sağlayabilmek için gereksinim duyulan yasaklama ya da kısıtlama kararını alabilme yetkisini idareye tanımıştır. Daha doğru bir ifadeyle, sit alanı ilan edilmesinin ve sit alanı türünün tespitiyle derecelendirilmesinin yapılmasının sonucu olarak, inşaat hakkı kısmen ya da tamamen kısıtlanmış olacaktır.

Sit alanı ilan kararıyla birlikte, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı bulunan parsellerde yeni yapılanmaya izin verilmesi genel olarak mümkün olmaz. Bu parsellerde tescilli kültür ya da tabiat varlığının korunması esastır. Tescilli kültür ve tabiat varlığı bulunan parsellere komşu parsellerde ise, yeni yapılaşmaya izin verilmesi ancak tescilli taşınmaz kültür ve tabiat varlığına zarar vermeyecek şekilde mümkün olacaktır. Böyle bir durumda, taşınmaz kültür ve tabiat varlığı tescili bulunan parsellerde yapılaşma hakkı kısıtlanmış olacaktır. Sit alanları alan ölçeğinde bir koruma uygulaması olduğundan, kültür ve tabiat varlığı tescili ya da komşuluk durumu bulunmayan parsellerde dahi yapılaşma hakkı genel olarak kısıtlamaya tabi tutulacaktır.

2.Sit Alanlarında İzinsiz Fiziki ve İnşai Müdahalenin Yasaklanması

Sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, alanda fiziki ve inşai müdahalelerde izin alınması zorunluluğu doğar. Sit alanı ilan edilen bölgelerde, hem sit zeminine hem de yapılara yönelik her türlü fiziki ve inşai müdahale koruma bölge kurulundan izin alınması durumunda mümkündür. Koruma bölge kurulundan izin alınmadan gerçekleştirilecek fiziki ve inşai müdahaleler, cezai yaptırımla karşılaşacaktır.

2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 9. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, esaslı onarım(İmar Kanununa göre ruhsat gerektiren müdahaleler), inşaat, tesisat, sondaj, kısmi ya da bütüncül yıkım, yakma, kazı ve benzeri işler fiziki ve inşai müdahale sayılır. Bu türden bir uygulama ancak koruma bölge kurulu kararıyla yapılabilir.

3.Kullanım Amacının Değiştirilmesi Yasağı

Sit alanı ilan edilen bölgede bulunan arsa ya da yapıların kullanım türünün değiştirilmesinde izin alınması zorunludur. Hukuka uygun olarak kazanılmış bir kullanımda değişiklik yapılması gerekliliği ortaya çıktığında, malikler izin almadan fonksiyon değişikliği yoluna gidemezler. Sit alanı ilan edilmesiyle birlikte, alanın yeniden kullanıma açılması ya da yeni bir kullanım getirilmesi ancak koruma bölge kurulundan izin alınması durumunda mümkün olacaktır(KTVKK m.9).

E-Muafiyet ve İstisnalardan Yararlanma

Sit alanı ilan edilen yerlerden, doğal ve arkeolojik sit alanı ilan edilmiş olması nedeniyle kesin inşaat yasağı getirilen alanlar, her türlü resim, vergi ve harçtan muaftır(KTVKK m.21/I).

F-Takas İmkânından Yararlanma

Sit alanı ilan edilmiş bulunan alanlarda mülkiyeti bulunan özel hukuk kişileri, koruma amaçlı imar planlarında getirilen hükümler nedeniyle kesin inşaat yasağı söz konusu olduğunda, müracaat etmeleri durumunda, belediyelerin ve il özel idarelerinin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarla yapılaşma hakkı bulunmayan parsellerin takası mümkündür(KTVKK m.17/b).

Kanun koyucu, 2863 Sayılı Kanunun 17. maddesinin c bendinde takas konusunu düzenlemiş ve konunun teknik boyutunun, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından ortak olarak hazırlanacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.

Sit alanı ilan edilen bölgede mülkiyet hakkı bulunan maliklerin bu haklarının takası konusu esas olarak, Kanunun 15. maddesinin f bendinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre; “sit alanı ilan edilen ve 1/1000 ölçekli onanlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, aynı ada içerisindeki bütün parsel maliklerinin başvurusu ve karşılığında önerilen parsellerin tamamının kabulü koşuluyla, başka Hazine arsa veya arazileri i

hazır emlak sitesi
Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir
Google LogoÇeviri tarafından desteklenmektedir